Hiv Pozitif ve Beslenme(A dan Z ye)

Enfekte olmuş kişilere uygulanan tıbbi yardımla onların yaşam standardı ve süreleri artmaktadır. Beslenmenin ne dereceye kadar etkin olduğu tartışmalı olmakla beraber, klinik çalışmalar yaşam kalitesini değiştirdiğini ve bazı problemleri hafiflettiğini göstermektedir. Uygulama; eğitim, danışmanlık hizmetinin verilmesi ve diğer tedavilerle beraber yapılmalıdır.



Enfekte kişinin “Beslenme Durumu”nun takibi enfekte olduğu tespit edildiği andan başlayarak devamlı izlenmelidir.


Vücut Bileşimi


Enfeksiyonda vücut ağırlığının kaybıyla beraber, bileşimi de değişmektedir. Vücut yağ düzeyi (yağ dokusu) ve kas dokusu (yağsız vücut kütlesi) azalır. Vücut ağırlığı kaybından daha önemli olmasından dolayı, yağsız vücut kütlesinin kaybının azaltılması kişinin yaşam süresini uzatacaktır.


Ağırlık Kaybı


AIDS’te ciddi ağırlık kaybıyla beraber beslenme sorunları da ortaya çıkar. Bu durum fiziksel değişime yol açarak kişinin psikolojisini ciddi şekilde etkiler.
Malnutrisyon (beslenme yetersizliği) birçok problemi beraberinde getirir ve kötü beslenmede birden fazla etken yer alır. Enfeksiyonun klinik safhasında beslenme yetersizliği nedenleri; anoreksi (iştahsızlık), çeşitli ağrılardır.


Yetersiz Alım

Anoreksi (iştahsızlık): Ağırlık kaybı, gastrointestinal (mide-bağırsak bozukluklar, bulantı-kusma, ağızdaki lezyonlar) gibi HIV enfeksiyonunda görülen semptomlar sonucunda ortaya çıkar.


Ağız ağrısı; çeşit enfeksiyonlardan dolayı oluşur. Özefagus (yemek borusu) rahatsızlıklarıyla beraber yutma güçlüğü, ağrı ve acı korkusu yaratır. Diyare oluşmasıyla yiyecek alımını azaltmaz emilimini azaltır.


Fırsatçı enfeksiyonlar ve malignensiler yemek yemeyi olumsuz etkiler.


Psiko-sosyal Etkiler: Endişe ve depresyon en sık görülen belirtiler olup, yiyecek alımını zorlaştırır. Birçok HIV enfeksiyonlu kişi istediği yerde çalışamamakta veya iş değiştirememektedir. Bunun ekonomik duruma yansıması yiyecek alımını ve yeterli beslenmeyi zorlaştırır.

İlaç Tedavisi: Tedavi veya kişiyi rahatlatmak için kullanılan birçok ilacın yan etkileri bulunmaktadır . Bu etkilerin başlıcaları anoreksi, bulantı-kusma ve lezzet değişimidir. Bütün bunlar yiyecek alımını engeller.

Metabolizmadaki değişim: Bazal metabolizmada artma ateşli kaşeksi (aşırı zayıflık) veya malignansiden ileri gelir. Strese cevap olarak artan yağsız vücut kütlesi yıkımından dolayı azot atılımı (N) yükselir, bunun yanısıra diğer besinlerin atılımında da artış görülür.


HIV enfeksiyonunda istirahat halinde enerji harcaması yüksek olup buna karşın yiyecek alımı artmamaktadır. Enerjiyi dengede tutmak amacıyla fiziksel aktivite azalmıştır. Enfeksiyonun başlangıcında vücut ağırlığı sabit tutulabilir, ancak akut fazda gıda alımı hızla düşer. Bununla beraber oruçta olduğu gibi enerji harcaması azalmaz.


Bu hipermetabolizmaya karşın, iyi bir beslenmeyle hasta kilo alabilir. Gıda alımının artmasına karşın kilo alınamamasının bir nedeni de ilaç tedavisidir.


•Mikro-besinlerin azalması: HIV enfeksiyonunda kanda özellikle çinko, selenyum, kalsiyum, magnezyum, C, B6 ve B12 vitaminleri ile β-karoten düzeyleri düşer.

Demir, çinko, retinol (A vitamini) ve retinol bağlayıcı protein serumda azalırken, bakır düzeyi yükselir. Serum albümin ve pre-albümin düzeyi de akut faz devrede ciddi düzeyde azalır. Bunun nedeni akut faz cevaptan ileri gelebilir. Ancak diğer besin düzeylerindeki düşüş aynı zamanda kanda taşıyıcı protein düzeylerinin de azalmasından dolayıdır.


Mikro-besin desteği: Enfekte kişilerde mikro-besinlerin gereksinimi hızlı doku dönüşümünden dolayı artmıştır. Bu nedenle düşük dozda destek verilmesi yararlı olur. Çünkü mikro-besin yetersizliğinde immün cevap (bağışık yanıt) bozulur. Özellikle kaybedilen A vitamini, çinko ve demir hemen yerine konmalıdır. Demir, hücresel enerji ve enzimler, çinko enzim aktiviteleri, bazı proteinler ve timulin için gereklidir. Diğer besinlerin yetersizliğinde (C vitamini ve selenyum gibi) oksidatif tahripler artar. B vitaminleri ve ko-enzimleri ise; nükleik asit sentezinden dolayı immün sistemde etkindirler. Ancak yüksek dozda alımlarının yaratacağı ters etkiler dikkate alınmalıdır, özellikle bu etki bağışıklık sistemine olduğunda üzerinde durulmalıdır. A vitamini ve metaboliti retinoik asit immunolojik önemi olan sitokin (interlökin-γ ve interlökin 4 gibi) üretimini ve bunlara karşı hücre kabiliyetini etkiler. Diğer bir sorun da yüksek dozun toksik etkileridir.(Tablo3).





HIV ENFEKSİYONUNDA BESLENME UYGULAMASI


Enfeksiyonun her devresinde beslenme önem taşır. Beslenme programında yapılacak yeni düzenlemeler kişinin sıkıntı ve endişelerini azaltacaktır. Semptomlar görülmediği sürece hiçbir kısıtlama yapılmaz, amaç malnutrisyon gelişimini önlemektir.
Birçok tedavi edilebilir durum beslenme problemi yaratır. Gastro-intestinal enfeksiyonlar diyare ve emilim bozukluğuna yol açar. Vücut ısısının yükselmesi enerji gereksinimini arttırır. Beslenme durumunun iyileştirilmesi tedavide önemli bir husustur


Beslenme Eğitimi

Beslenme eğitimi HIV enfeksiyonunda tıbbi tedaviyle beraber götürülmelidir. Tanı konur konmaz eğitim başlatılmalı, malnutrisyon risk faktörleri belirtilmelidir. Yağsız vücut kütle tayini, vücut bileşimi ve ağırlığının değişimi enfekte kişi, ailesi ve sağlık sorumluları tarafından takip edilmelidir.


Diyetisyenler tarafından kişisel beslenme planları geliştirilmeli ve beslenme yetersizliği saptanır saptanmaz düzeltilmelidir. Plan pediatrik beslenmeye de yansıtılmalı, sağlıklı yeme prensipleri, gıdanın neden olabileceği hastalıklar, patojen riskleri belirtilmeli ve alternatif beslenme metotları geliştirilmelidir. Asılsız, temelsiz beslenme hakkında hasta ve ailesi aydınlatılmalıdır. Gerektiğinde enteral ve parenteral beslenme yapılabileceği konusunda hasta bilgilendirilmelidir.

Genel Beslenme Bilgisi

Temel beslenme ve gıdaya uygulanan işlemlerin besin değerlerine etkisi hakkındaki yetersiz bilgi bazı kişilerin kötü beslenmelerine neden olur. Bu nedenle beslenme eğitimi ve danışmanlığı önemlidir.


Yiyecekler makro ve mikro-besinlerin karışımından oluşurlar. Bunlar karbonhidratlar, proteinler ve yağlar (makro) ile vitamin ve minerallerdir (mikro).






 Karbonhidratlar: Ekmek, pirinç, bulgur, tahıllar, makarna vb., kahvaltılık tahıllar, sebze ve meyveler iyi birer bileşik karbonhidrat kaynağıdırlar. Çünkü karbonhidratın yanı sıra posa, vitamin ve mineral gibi diğer maddeleri de içerirler ve enerji verirler. Şeker ve bal ise basit karbonhidrat olup, sadece enerji sağlar.

Proteinler: Çeşitli etler (büyük ve küçükbaş hayvan, balık, kümes hayvanları), süt, süt ürünleri, yumurta, kuru baklagiller, kuruyemişler protein içerirler. Proteinler vücut dokularının yapısı ve tamirinde kullanılır ve bağışıklık sisteminin devamı için gereklidirler.


Yağlar: Hayvansal katı yağlar (tereyağı, içyağı), bitkisel sıvı yağlar (zeytinyağı, ayçiçeği yağı, soya yağı, mısır özü yağı, kanola yağı vs) ve margarinler doğrudan tükettiğimiz yağlardır. Bunların yanı sıra diğer yiyeceklerden de doğal olarak yağları diyetimizle almaktayız. Yağlar vücutta enerji deposu olarak saklanırlar, hormon üretiminde kullanılırlar ve yağda çözünen vitaminleri (A, D, E, K ) vücuda sağlarlar.


Vitamin ve Mineraller:
Bunlara gereksinimin çok az miktarda olmasına karşın vücudun normal işlevlerini yapabilmesi için elzemdirler. Birçok yiyecek vitamin ve mineral içerir ancak bazıları belli vitamin ve minerallerden zengindir(Tablo 4).


Yiyecek İşleme: Yiyeceklerimizi tüketmeden önce belirli işlemlerden geçiririz. Bu işlemler ister evde, ister fabrikada olsun yiyecekte kaçınılmaz bazı değişiklikler oluşturur ve çoğu zaman içerdiği bazı besinlerin kısmen kaybına yol açar.

Derin Dondurma: Dondurma ve dondurup çözme sırasında yiyeceklerden besin kaybı oluşur. Bu kayıplar pişirme sırasındaki kayıplardan daha farklıdır, çünkü dondurulmadan önce yiyecekler bazı işlemlere tabi tutulur.




Donmuş yiyeceklerin ömrü kısa olduğundan son kullanma tarihinden önce tüketilmelidir. 

Evde pişirilip dondurulan yemeklerin de saklama süreleri kısa olduğundan mümkün olduğunca çabuk tüketilmelidir. 

Besin kayıplarına ve gıda kirlenmesine (kontaminasyon) uzun süreli veya düşük ısıda saklamalarda (-18 oC) rastlanır (Şekil 1).




Konserve: Konserve kapalı teneke kutularda ısıtma işlemiyle yapılır. Böylece yiyeceklerdeki mikroorganizmalar tahrip edilerek bozulmaları önlenir. Ancak bu ısıtma işlemi ve depolama sırasında besin kayıpları olur. Suda çözünen vitaminler, konservenin sulu kısmına geçer, bu suyun atılmasıyla da kaybolurlar. Kayıpları azaltmak için serin yerde saklanmalıdır.

Kurutma (Dehidratasyon: suyunun uçurulması): Bu saklama metodunda yiyeceklerden özellikle C ve pro-vitamin A kaybı yüksek olur. Diğer taraftan bu yiyecekler bazı besinler yönünden daha zengindirler, kuru yemişlerde olduğu gibi.


Bazıları tekrar su eklenerek yemeğe hazırlanırlar, bu durumda besin kayıpları artar.


Pişirme: Yiyeceğe uygulanan pişirme yöntemine göre besin kayıp miktarları değişir. Kızartmalarda yiyeceğin yağ emme miktarı artar, bu artış küçük parçalar halindeki kızartmalarda daha fazla olur. Haşlamalarda suda çözünen vitaminlerin (C ve B grubu) kaybı söz konusudur.


Buğulama ve fırında pişirmede kayıplar daha az olur. En az besin kaybı için; taze ancak çok olgunlaşmamış yiyecekler alınıp, büyük parçalar halinde, mümkünse kendi kabuğu içinde pişirilmeli ve serin yerde saklanmalıdır. Haşlamalar, yiyecekler büyük parçalar halinde kaynar suya atılarak yapılmalıdır. Buharda pişirmede, en az su kullanılmalı ve pişirme suları kesin surette atılmamalıdır, çünkü bazı besinler bu suya geçer. Pişirme işlemi en kısa sürede yapılmalı ve bekletilmeden yiyecek tüketilmelidir. Pişirmede en fazla “C” vitamini kaybı olduğundan, bakır kaplar ve özellikle sebzelerin ve kuru baklagillerin pişirilmesinde kabartma tozu ve yemek sodası kullanılmamalıdır.


Hastaya yardımcı olma yönünden, doğru hazırlanmış, steril, hazır, yarı hazır, dondurulmuş yiyecekler, sağlıklı diyete eklenebilir.


Beslenme Durumunun Takibi:


HIV pozitif kişilerin düzenli klinik takipleri gerekir. Mikro-besin öğesi analizleri, fiziksel muayene, vücut bileşimi ve biyokimyasal bulgular kontrol edilerek beslenme yetersizliği olup olmadığı saptanmalıdır.


Yiyecek Alım Tayini: Çeşitli metodları vardır, en hızlı metod en pratik olandır. Bu nedenle klinikte “Gıda Tüketim Sıklığı” metodu kullanılır. Yedigünlük gıda alımı ise, daha iyi bilgi sağlar. Gıda alım tayin metodlarının bazıları aşağıda belirtilmektedir.


Alışılagelmiş gıda alımında; genellikle ana ve ara öğünlerde neler yendiği saptanır. Buna belirli yiyeceklerin ne kadar sıklıkla tüketildiği eklenir. Ayrıca bahsedilmeyen diğer belli başlı yiyecekler sorulur, balık-alkol gibi.


Yedi günlük diyet takviminde ise; arka arkaya gelen yedi günde hangi yemeklerin yendiği miktarı ve pişirme metotlarıyla beraber belgelenir.


Modifiye gıda sıklığında; beş grup yiyeceğin günde-haftada-ayda kaç kez tüketildiği sorgulanır. Veriler alışılagelmiş gıda alımıyla beraber değerlendirilir.


Fiziksel Muayene


Beslenme yetersizliğiyle ilişkili belirtiler: HIV enfeksiyonunda birçok belirti beslenme yetersizliğindekilere benzer. Fiziksel muayenede saptanan belirtiler diğer bulgularla desteklenmelidir (Tablo 5,6)






 Vücut bileşimi tayini: En kolay ve en basit yol, boy ve ağırlık ölçülerek “Vücut kütle göstergesi” tayinidir.

Vücut Kütle Göstergesi =


Normal değerler erkek ve kadın için 20–25 olup, 25’in üstü kilolu 30 ve üzeri obez, 20’nin altı zayıftır. 18,5 altı ise beslenme yetersizliğini gösterir. Diğer testlerden; deri kıvrım kalınlığı, kaliper denilen aletle elle veya biyoelektrik empedansla kolay ve çabuk ölçülür. Ayrıca klinikte birçok yeni metot daha vardır.
Beslenme durumunun biyokimyasal tayini: Bunun için birçok test bulunmakla beraber, hepsinin klinikte rutin olarak yapılması pratik değildir. Rutin testler, genel değerlendirme altında listelenir, özellikli olanlar klinik problemlere göre düzenlenir. Örnek; serum çinko düzeyi albümin düzeyiyle beraber anoreksinin göstergesi olabilir. Plazma veya serumdaki besin düzeylerinin düşmesi HIV enfeksiyonunda her zaman vücut yetersizliğini göstermez. Kişide ağırlık kaybı ve malnutrisyon bulunduğu sürece birden fazla besinin yetersizliği söz konusudur. Tek bir besin yetersizliğine pek rastlanmaz.


Tarayarak değerlendirme: Kişinin bütün verileri toplanarak, serum albümin düzeyinin ölçülmesi visseral protein düzeyini gösterir, ancak ciddi protein-enerji malnutrisyonunda normal bulunabilir veya organ tahriplerinde (karaciğer-böbrek gibi) düşük bulunabilir.


Tarama testleri

* Tam kan muayenesi


* Serum protein-albümin


* Karaciğer fonksiyon testleri


* Serum lipitleri tayini


Kişinin özel durumuna bağlı olarak da diğer özgün testler ve değerlendirmeler bulunmaktadır.


Sağlıklı Diyet Alımının Düzenlenmesi


Sağlıklı diyet alınabilmesi için aşağıdaki kurallar dikkate alınmalıdır.


Kural 1- Farklı yiyecekler içeren karışık bir diyet tüketin!


Tek bir yiyecek bütün besin maddelerini içermez, dolayısıyla da sağlıklı olmaz. Diyeti farklı yiyeceklerden oluşturmak için Şekil 2’deki yiyecek piramidinden yararlanılır. Bütün yiyecek grupları diyete alınmalıdır.


 Bu gruplar içindeki farklı yiyecekler değiştirilerek kullanılır.
Tahıllar: Çeşitli ekmekler, pasta, makarna, bisküvi, pirinç ve çeşitli unlu gıdalardır.


Sebze ve meyveler: Bütün sebzeler, yeşil yapraklı olanlar, kök ve gövde deposu (havuç, patates gibi), bütün meyveler bu gruba girer.


Et-süt ve ürünleri: Kırmızı ve beyaz etler (tavuk, balık ve diğer deniz ürünleri), peynir, yoğurt, ayran ve kuru baklagillerdir.
Katı ve sıvı yağlar: Tereyağı, hayvansal yağlar ve diğer bitkisel yağlar.


Böyle düzenlenen bir diyet sadece enerji sağlamaz, aynı zamanda gerekli olan bütün diğer besin maddelerini de (vitamin, mineral) sağlar.


Kural 2- Bol miktarda sebze, meyve ve tahıl tüketin!


Bunlar vücudun işlevleri için gerekli olan vitamin ve mineralleri içerirler. Aynı zamanda sağlıklı diyetin oluşturduğu atık kütleyi sağlarlar. Tam tahıllar bağırsağın işlevi için gerekli olan posa yönünden zengin olup, çinko, magnezyum, demir gibi iz elementlerin yanı sıra B grubu vitaminleri ve elzem yağ asitlerini içerirler.



1 porsiyonun miktarı
1 su bardağı süt, yoğurt 1 orta boy meyve
2 kibrit kutusu büyüklüğünde peynir 1 tabak sebze yemeği
3 köfte büyüklüğünde et 1 ince dilim ekmek
1 yumurta 1 tabak pilav, makarna
1 tabak kuru baklagil yemeği


HIV Enfeksiyonunda ve AIDS’te Kişinin Beslenme Durumunun Erişkinlerde Saptanması:


I-Enerji ve Protein Gereksinimi:


Erkek/kadın için 35–40 kkal/kg/gün
Erkek/kadın için 2.0–2.5 g protein/kg/gün


II. Enerji ve Protein Gereksiniminin Hesaplanması:

Enerji (kkal):
Erkek=[(66,5+(13.7xAğırlık (kg))]+(5xBoy (cm))-(6.7 x yaş (yıl))x
AF* x IF* +500 kkal


Kadın=[(665,1+(9.6xAğırlık (kg)]+(1.8xBoy (cm))–(4.7xyaş (yıl))x
AF* x IF* x +500 kkal.


Not: Eşitlikte bulunan 500 kkal ağırlık kazanımı içindir, gereğine göre değiştirilir.


Protein (g) :
Erkek/Kadın= Total kkal ağırlık x x

 

Kural 3- Az yağlı, özellikle az katı yağlı (doymuş) diyet tüketin! 

Diyette yağ gereklidir, ancak yağlardan sağlanan enerji yüksek olduğundan vücut ağırlığının kontrolünde tüketilen miktara dikkat edilmelidir. Zeytinyağı, kanola, ayçiçeği yağı gibi bitkisel yağlar (çoklu ve tekli doymamış yağ asidi içerenler) ve sardalye, somon balığı gibi yağlı balıklardaki yağlar sağlık için daha fazla önerilmektedir. Bu yağlar diğer hayvansal kaynaklı yağlara (tereyağı, iç yağı; gibi) tercih edilmelidir, margarinler gibi trans yağ asitlerini içerenler önerilmez.

Kural 4– Yeterli ve dengeli miktarda yiyecek tüketerek ve egzersiz yaparak sağlıklı ağırlıkta kalın!


Enerji dengesi veya dengeli ağırlık; alınan enerjiyle harcanan enerjinin eşit olduğu durumlarda sağlanır. Enerji; vücut fonksiyonları (solunum, organların çalışması) ve fiziksel aktivite (yürümek, koşmak gibi) ile harcanır. Enerji harcaması HIV enfeksiyonu gibi durumlarda artar.


Enerji Dengesi (sabit vücut ağırlığı için)


Alınan enerji (yiyecekler) = Harcanan enerji (Normal vücut fonksiyonları, fiziksel aktiviteler) (Enfeksiyonda yükselir)


Kural 5- Alkol alışkanlığınız varsa başlamayın, varsa alımını bırakınız!


Kural 6- Orta miktarda şeker ve şeker içeren yiyecekler tüketin!


Basit ve rafine şeker alımı özellikle ağırlık sorunu olanlarda minimuma indirilmelidir. Çay şekeri, bal, misafir şekeri sadece boş enerji sağlar, diğer besinleri içermezler. Tatlandırmak için pekmez ve/veya bal kullanabilirsiniz.


Kural 7- Tuzu ve tuzlu yiyecekleri az tüketin!


Diyetle fazla tuz alımı ve hipertansiyon arasında bağlantı bulunmaktadır. Günlük tuz alımı (NaCl olarak) yiyeceklerdeki tuz da dâhil 6-10 gram arasında olmalıdır.

Kural 8- Emzirmeyin!


Anne sütü bütün bebekler için önerilmektedir. Ancak enfekte annelerden HIV sütle bebeğe geçebilir. Dolayısıyla HIV pozitif annelerin bebeklerini emzirmemeleri önerilir.


Kural 9- Kalsiyum ve demirden zengin yiyecekler tüketin!



Süt, süt ürünleri, susam, kuru yemişler ve sakatatlara diyette yer verilmelidir. Özellikle kadınlarda ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek olan osteoporoz riskini önlemek için bu gereklidir. Genç kızlar, doğurgan kadınlar ve vejetaryenler için de demir alımına özen gösterilmelidir.


Ağız Sağlığı


Ağız problemleri ciddi beslenme sorunlarına yol açabilir. Erken tanı ve tedaviyle bunlar önlenebilir. Düzenli kontrollerle ağız sağlığı takip edilmelidir. Her gün muntazam olarak dişler fırçalanmalıdır. HIV enfeksiyonlu olguların kontrolü bu konuda deneyimli diş hekimleri tarafından yapılmalıdır. Antiseptik ağız yıkayıcılar kandidaların çoğalmasına neden olabileceğinden pek önerilmez.


Dinlendirici İlaç Kullanımı


Bu ilaçlar beslenme durumunu etkileyebilirler, bu nedenle takipleri yapılmalıdır. İştah kaybına neden olanlardan sakınılmalıdır. Bağışıklık sistemine etkileri ise henüz tartışmalıdır. Tütün ve amfetaminler iştahı baskılar.


Düzenli Egzersiz


Yağsız vücut kütlesini (kas kütlesini) arttırmak için gereklidir. Ağırlık artışı egzersizle beraber olmalıdır. HIV enfeksiyonunun hangi safhasında uygun miktarda egzersizin ne olduğu bilinmemekle beraber, orta derecede aerobik ve anaerobik veya direnç egzersizleri önerilir. Bağışıklık işlevleri, elit atletlerde görüldüğü gibi aşırı egzersizle bastırılır.


Bundan dolayı HIV pozitif kişiler egzersizlerini orta derecede yapmalıdırlar. Egzersiz arttıkça birçok kişinin enerji gereksinimi de artar. Egzersiz enerji alımı azaltılmadığı sürece ağırlık kaybına neden olmaz.


Vitamin ve Mineral Desteği

Vitamin ve mineral yetersizliklerinin tayini güç olduğundan ve HIV enfeksiyonunda gereksinim arttığından destek gerekmektedir.


Gıda Zehirlenmeleri


Mikroorganizmalar (bakteri) her yerde hava, toprak, ellerimiz, vücudumuz ve yiyeceklerde mevcuttur. Bazı mikroorganizmalar gıdaların bozulmasına ve hastalığa neden olurlar.


HIV pozitif kişilerde bozuk gıda tüketiminin etkisi, normal sağlıklı kişilerden daha ciddi olur. Özellikle yiyecek hazırlamada bu noktaya dikkat edilmelidir.


Yiyecek Hazırlama:
Bütün mutfak araç- gereçleri ve yemek hazırlanan yerlerin temiz tutulmasına çok dikkat edilmelidir. 

Yiyecekler hazırlanmaya başlamadan önce ve sonra eller yıkanmalıdır.

 Aynı şekilde sebze ve meyveler pişirilmeden ve tüketilmeden önce yıkanmalıdır. Pişmiş yiyeceklerle-pişmemişler ayrı olarak ve pişmiş olanlar mümkün olduğunca soğukta saklanmalıdır. Pişirirken kullanılan yüksek ısı yiyeceğin dışına daha fazla etki ederek bakterileri tahrip ederken, iç kısmına aynı derecede etki etmeyebilir.

 Bu duruma özellikle mikrodalga fırında ve donmuş yiyeceklerin pişirilmesinde rastlanılır. Yiyecekler sıcak veya soğuk saklanmalıdır, oda ısısında bırakılmamalıdır. Ambalajı parçalanmış ve kullanım tarihi geçmiş olanlar satın alınmamalı ve tüketilmemelidir. 

Süt ve süt ürünlerinin pastörize olup olmadığına dikkat edilmelidir. Ahşap yiyecek hazırlama tahtasının temiz tutulması güç olduğundan kullanılmamalıdır. Çiğ ve koruma altına alınmamış hayvansal gıdalardan (yumurta, biftek gibi) sakınılmalıdır. Yiyecek hazırlama sırasında sigara içilmemeli ve hazırlanan yiyeceğin tencere içinde kullanılan pişirme kaşığı ile lezzetine bakılmamalıdır.

Gıda zehirlenmelerine genellikle dışarıda toplu yemek üretilen yerlerde rastlanılmaktadır. Buralarda yiyecek ya uygun koşullarda hazırlanmaz veya saklanmaz. Bu nedenle yemek için güvenilir yerler seçilmelidir.


Alternatif Beslenme Tedavileri


Diyet güvenilir olmalıdır.


Alternatif diyetlerle beslenme problemlerine yardımcı olunur. Diyet kontrol edilip birçok nokta dikkate alınmalıdır;


* Diyet, bütün besinleri (mikro-makro) içeriyor mu?

* Diyeti uygulamak için yeterli bilgi var mı? Diyete eklenen yeni yiyecekler güvenilir mi?


* Diyet ağırlık kaybına yol açabilir mi?


* Diyetin fiyatı, diğer gereksinmelerin karşılanmasına engel oluyor mu?


En önemli nokta diyetin beslenme için yeterli ve dengeli olmasıdır. Kısıtlı yiyeceklerle oluşturulmuş diyet birçok problem yaratır. Böyle diyetlerde uygun alternatif yiyecekler diğerlerinin yerine geçebilir.


Beslenme Desteği


Beslenme desteği veren ticari formulalar yiyecek alımını arttırmak veya yemek yemeği kolaylaştırmak için kullanılır. Bunların çoğu laktozsuz ve yağ örüntüsü değiştirilmiş (orta zincirli trigliserit içeren) yiyeceklerdir. Kişide yağ intoleransı varsa, düşük yağlı formulalar tercih edilir. Ancak lezzetleri ve fiyatları uygun olmalıdır. Beslenme desteği enteral (nazo-gastrik veya gastrostomi) veya parenteral yapılabilir. Hastanın kendini iyi hissettiği zamanlar bu durum kendisine anlatılırsa, yiyecek alımı daha kolay ve rahat olur.




''Prof. Dr. Meral Aksoy
Hacettepe Üniversitesi-Sağlık Bilimleri Fakültesi
Beslenme ve Diyetetik Bölümü''




Yorumlar